20051224

susun. donun. uyuyun.

şuursuzsun.
seni bu hale kim getirdi, ne getirdi, nasıl getirdi bilemiyorsun.
hatta bu bir 'hale gelmek' mi bunu bile bilemiyorsun- o kadar şuursuzsun ki, belki de başından beri şuursuzdun, bunu bile ayırdedemiyorsun.
kimi zaman dış etkilerden iyice aptallaştırılıyorsun: biri karşında o kadar çok konuşuyor, o kadar çok sana karışıyor, o kadar çok didaktikleşiyor ki bönleşiyorsun. bakıyorsun.
ama diyorsun, buz tutmuş nehrin üzerine bir de kar yağmış, bir görsen, bir gösterebilsem bembeyaz, incecik.
kuşlar uçuyor sürüsüyle: yukarı bakmaktan mıdır, bu geçit törenine hayran kalmaktan mıdır, süt beyaz nehirden midir, yanaklarını ısıran soğuktan mıdır ne başın dönüyor bir yandan duyuyorsun biri sana yürü diyor. istemiyorsun. ne bayan beyin diliyor yürümeyi, ne de canları azıcık sıkkın ayaklar. orda, o ana çakılı kalmak istiyorsun, nehir gibi cuma kalabalığı da donsun, havadaki kuş sürüsü donsun, geçmeye hazırlanan tramvay donsun istiyorsun. üzerinize yağan kar hepinizi bembeyaz etsin, şu bayağılığa kaçan çirkinliği örtsün istiyorsun.
bahar gelip de herşey yeniden renklerine, canına bürünene değin bu örtü kalkmasın istiyorsun. baharın gelişi de aniden olsun, o donmuşluk çıkan güneşle hemen erisin, ağaçlar karlarını silkelerken bu kez de beyazlı pembeli çiçeklere dolsun, çimenler üzerlerindeki karı eriterek yerden yemyeşil fışkırsın, paltolar, bereler, atkılar, insanlar üzerlerine ağırlık ve hantallık veren tüm bu şeylerden aniden soyunsun istiyorsun. insanlar çiçeklensin, renklensin, gülümsesin, sen de yeşer, delir, yanakların kızarsın, gözlerinde yeniden yıldızlar çıksın istiyorsun.
ama bu an'a dek herşey donuk, herşey beyaz, herşey uykuda olsun istiyorsun. şehir kışın solan yüzünü karla tazelesin, o an'a dek örtsün kendini diyorsun. örtsün ki ben de kendimi yine bir resmin içinde, bir film karesinde, bir kitabın sayfalarında, birilerinin rüyalarında hissedeyim. süt gibi beyaz, saf ve temiz.