20061004

ve herşey böyle gelişti...

" dünya can çekişiyormuş gibi gözüktü gözüme. kendi kusurları içinde sıkışıp kalmıştı; duvarları çöktü çökecek ama kapıları sıkı sıkıya kilitli bir hapishane gibi. zihnimi saran çirkin düşüncelerle ayağa kalktım ve yürümeye başladım. ne yana baksam bitkinlik ve amansız bir sıcak görüyordum. erkek ve dişi hayvanlar lütfedip birbirlerine bakmıyordu bile. topluca sıkıntıdan ölerek türlerini yeryüzünden niyetlenmiş türler vardı.
bir köyün dışından geçerken, bir ağacın altında birbirinden birkaç metre uzakta uyuşuk uyuşuk yatan bir adamla kadın gördüm. ikisi de yeryüzünde son demlerini süren dinozorlar kadar bitkin ve mecalsiz görünüyordu. adamın gözlerine baktım, ama onun boş bakışları beni delip geçti.
o sırada üzüm salkımlarıyla dolu bir asma gördüm. dekoratif buluşlarımdan biriydi bu, ananas ve hanımeli gibi. üzümlerin tadına ilk kez baktım ve lezzetli olduklarına karar verdim. sonra üzümleri sıkmaya başladım. üzüm hasadının kahramanının, ilk bağbozumu toplayıcısının bayıltıcı ışınları altında işime devam ettim. ağacın altındaki adamın yanına gittiğimde karanlık çökmek üzereydi. avuçlarımdaki rahiyalı ve kıvamlı sıvıdan yükselen kokuyla uyandırdım onu. önce adam, sonra kadın içti; çok geçmeden gülüşmeleye ve cilveleşmeye başladılar. akşam olduğunda köyün her köşesi sarhoş insanların naraları ve şarkılarıyla yankılanıyordu.
kısa süre sonra şarabın yanına hintkeneviri de katıldı ve dünyayı bir coşku dalgası kapladı."*


*tanrının ağzından evrenin hikâyesi,franco ferrucci, ayrıntı.