20060319

şarkı

radyoda nefis bir şarkı çalıyor.
o kadar nefis ki içime doluyor sanki.
bu iki ispanyol kadının çıplak seslerini ve onlara eşlik eden gitarı daha da içimde duyabilmek için sesini biraz daha yükseltiyorum.
şarkının adını bilmiyorum.
söyleyen kadınlar neye benzer hiç görmedim. ayakta mı dururlar, dimdik sırtlarıyla, açık bacaklarıyla tahta bir sandalyede mi otururlar? üzerlerinde ne vardır? siyahlı kırmızılı elbiseler mi giymişlerdir? saçları nasıldır, enselerinde toplamışlar mıdır, yoksa omuzlarına mı salmışlardır, bilmiyorum.
ya gitar çalan? bir kadın mıdır bir erkek mi? yaşlı mıdır, genç midir? hayatını sadece gitar çalarak mı kazanır?
bu üç kişi birbirlerini eskiden beri mi tanırlar?
bunların hiçbirini bilmiyorum.
açıkçası bilmek de istemiyorum.
çünkü bu nefis şarkı odamı doldururken, söyleyenlerden başka şeyler canlanıyor gözümün önünde:
bir deniz kıyısı, kayalıklar, iki yanı ağaçlı sakin bir sokak, balkonlu sarı, kırmızı boyalı evler, sardunyalar canlanıyor. ılık bir bahar sabahı, bir aşk hissi, merdivenler, kapı önleri, yıkanan balkonlar, serin ev içleri, bir nehir kıyısında öğle uykusu, biraz hüzün..
tam biraz daha derken ben -aslında tam da olması gereken yerde- bitiyor şarkı. aslında iyi ki bilmiyorum adını. o kadar çok seviyorum ki bu şarkıyı, defalarca kez dinleyerek içini boşaltmak, bana yaşattığı bu hisleri öldürüp yenileriyle değişmek yerine heyecanla her gün bekliyorum, radyoda yeniden çalsın diye.