20091212

  1. gelmiş diyorlar. “Aa, hadi be, neredeymiş?” diyerek saatler önce yatmış olduğum mavi Meksika hamağından doğruluyorum. Bir süre sonra sesi geliyor, sonra görüntüsü. Birlikte gölgelik bir yerlerde oturup ondan bundan bahsediyoruz. Akşam onun ağaç evindeyiz. Yerde iki tane THY uçuş kartı var: acil durumlarda yapmanız gerekenler. Bu bir A. ve tayfası klasiği. Her uçuştan mutlaka bir uçuş kartı arakla. Sonra işe yarıyor. Bir süre sonra acayip çişim geliyor ve mesanem dolduğunda hep başıma geldiği gibi aklım işlemez oluyor. “Ben bi’ tuvalete gideyim” diyorum. Bana daha önce işerken hiç su içip içmediğimi soruyor. Hayır, daha önce böyle bir şey yapmadım. Hem neden yapayım ki? “Kızım”, diyor “Manyak mısın? O kadar okul okudun, pembe kutucuk doldurdun. İşte bi’ yandan girerken diğer yandan çıkıyor, hayatta yaşayacağın en zevkli anlardan birisi.” Çok gülüyorum ama evet, ağaç evden çıkarken elimde koca bir şişe de su var. Tuvalete giriyorum. Bir yandan gülüyorum, bir yandan işiyorum, bir yandan da su içiyorum. Hiçbir bok olmadığını görünce daha da gülüyorum. Tuvaletten çıkıp A.’nın yanına gidene dek karanlıkta kıkırdıyorum. Ağaç eve vardığımda A. benden daha çok dağılmış durumda. Bu olaya yaklaşık bir on dakika filan gülüyoruz. Ertesi sabah insanlar tabii ki kahkahalarımızdan rahatsız olmuş, surat asıyorlar. Üstelik durumu anlattığımızda benim salaklığım kimseye o kadar da komik gelmiyor. Herkes salak diye düşünüp biraz daha gülüyorum.