20040330

rüyaşam'a bir koşu

Trenle Hollanda'ya gittik. Hollanda'ya vardığımızı insanların yolda joint içmesinden ve her yerde bembeyaz heykellerin olmasından anladım. Bir evde kalmaya başladık. Beyaz, iki katlı bir evdi bu. Üst katımızda oturan çocuğun aklına erkekleri ayıya çevirmek gibi “dahiyane” bir fikir geldi. Ama denemeler sürekli başarısız oluyordu; ayıya dönüşen erkekler bir süre sonra ölüyorlardı. Oysa ki onların kısa bir süre sonra tekrar insana dönüşmeleri gerekiyordu. Bu ayı yapma formülünü bulan çocukla birlikte bir şeyler satın almaya gittik; bir takım tozlar filan gerekiyordu. Alış verişe giderken çocuk bana ayıların herkesin işimize çok karışmasından dolayı öldüğünü söyledi. Geri döndüğümüzde evin önünde polisler vardı. Bizim evde bangır bangır Spooky- Karma Hotel çalıyordu. Polisler bizi İlkay’ı ve bir kaç kişiyi götüreceklerini söyleyerek tehdit ediyorlar, aslında ortada bir sebep yok. Sadece komşular bizi şikayet etmiş; müzik sesi çok yüksekmiş, eve giren çıkan çokmuş, kesin bir şeyler karıştırıyormuşuz. İlkay haliyle korkuyor, ben de onunla konuşmaya yanına gidiyorum. Dudaklarında, saçlarında ve göz kapaklarında çok açık yeşil renkte mersin yaprakları var. Üzerinde de beyaz bir elbise. Ne güzel olmuşsun diyorum, sakın korkma, bu adamlar bi’ bok yapamazlar. Sonra eve girip erkekleri ayıya çeviriyoruz ama bu sefer ölmüyorlar.